Hayat çok garip

Hayat çok garip demenin anlamsızlığı ortada. İşte bu cümlenin hikayesi hayatımın hikayesi. Bile bile yapmaman ya da yapman gerekenlerin farkına varmak ya da durumun farkında olduğun halde bir şey yapmamak ve durumun tekrar farkına varmak. Hayat çok garip ve gereksiz yere bunu farketmez için uğraşıyorum. Aslında uğraşmıyorum. Boş kaldıkça farkediyorum.

Çok gereksiz bir yazıydı. Sadece buraya yazmak istediğim için yazdım.

Yine gecenin geç saatlerinde bir … gecesi. Ortak salonda. Boş boş oturma ve yarın hastaneye gitmeme için uğraşma. Bilmiyorum.

Hayat çok garip işte :)

Jarane, hepimiz vademizi dolduruyoruz işteee… Farkında değiliz ama bu böyleeee…

Yazımı bitirmek istemiyorum. Ama bitti.

Yalnız

Başka meclislerde daha önce de dile getirmiştim:

İnsan en çok da yalnızken mutlu

Çünkü sanırım insan o zaman kendini kanıtlama arzusundan, hırsından uzak birşeyler üzerinde düşünebiliyor.

Kendisi olarak bakıyor. Kendini de tanıyor…

O şekil rahat ediyor işte ;)

O yüzden insanları uzaktan sevmek önemli, onun için sevmek önemli, merkeze koymamak işte bu yüzden önemli.

Öğrendik Evellah… Eyvallah… Elhamdülillah…

Allah verecek oruç tutanların mükafatını ama yine kendi adıma söylemem gerek:

Allah sizden razı olsun… Elhamdülillah oruç tuttunuz, oruç tuttuk. Onun dediğini yaptığınız ve beni mutlu ettiğiniz için Allah sizden razı olsun…

Hülasa

Hiç ama unutma!

Şu hayattan, dünyadan eline geçecek olan tek şey; çaresizlikle yakarman… beklemen… umman… inanman… tek dönüşü farketmen… istemen… sevmen… bilmen… iki damla göz yaşından daha değerli olamayacak olman…

Vardığın en iyi yer hiç olduğunu anlamak herhalde…

Çaresizliğin kutlu olduğu yerdeysen bahtiyarsındır… İman; bağışlanacağını ummak, buna inanmak, buna mecbur olduğunu farkederek inanmak…

Aczini anlayınca ağlamak gelir… Çaresizlik mi, itiraf mı, kabullenme, benimseme, hayret etme, hayran olma mı?

Hiçbir şeyin olmadığını, sadece seni semalarda hoş geldin edecek olduğunu hatırlayınca mesut olursun.. için burkulur.. pişman olursun.. minnettar olursun.. o zaman ağlayasın gelir..

Yine yollardan bildiriyorum. Yetişmem gereken bir yer var ve yetişemeyecek olmak çok kötü. Yine de yetişmek için koşturacağız.

Bu sırada size bu dönemde öğrendiğim çok onemli üç şey söyleyeceğim, bendeki çağrışımlarından bahsetmeden…


Birincisi bir hikaye; Hazreti Ebûbekir yolda bir ceviz için kavga eden iki çocuk görmüş. Çocukları ayırmış. Cevizi kıracak, çocuklara pay edip aralarındaki tartışmaya son verecekmiş. Cevizi kırmış. Ama cevizin içi boşmuş. Ve söylemiş; “İşte Dünya hayatı bu içi boş ceviz gibidir. Onun için kavga edersin ama eline hiçbir şey geçmez”


İkincisi bir kitaptan alıntı; “…Onun mânevî derecesi; korkuyla süslenmiş sevgi karışımı bir makam ile mânevî yükseliş arasındadır. Onun korkudan kaynaklanan sevgisinin asıl menşei, Sidre-i müntehâda Cenâb-ı Hakk ile konuşurken duyduğu haşyetle (yücelik karşısında duyulan gönül titremesi) kulluğa yönelişidir.”


Üçüncüsü ise…


Güneş henüz batıdan doğmadı
Tövbe kapısı da kapanmadı…